top of page
  • Yazarın fotoğrafı Miraç Yoldaş

Yaşam ve Ölüm Arasındaki Özgürlük İçgüdüsü

Güncelleme tarihi: 6 Tem 2021





Bugün bu bembeyaz sayfada Freud’un piposunun dumanıyla buğulanmış oval gözlüklerinden bakarak içgüdüler kuramından özgürlüğe doğru yola çıkacağız. Burada saldırganlık ve cinselliğin özgürlüğün ayağındaki bir pranga mı yoksa özgürlüğün sırtındaki kanatları mı diye sorup cevaplamaya çalışacağız.


İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemez; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu bu sorumluluktan korkar. ( Sigmund Freud )

Özgürlük üzerine hemen hemen hepimizin bir fikri vardır. Sizce bu fikirlerden kaçının yolu içgüdülerimizle alakalıdır? Kaçı özgürlüğü cinsellik ya da saldırganlıkta arar? Peki ya libido tam olarak nedir?

Yukarıdaki soruları yavaş yavaş zihnimizdeki süzgeçten geçirip demlenmeye bırakalım, bu yazıda değinmek istediğimiz asıl konu olan içgüdü kavramına ve içgüdünün özgürlük üzerindeki otoritesine bakalım.

Freud içgüdü hakkında şöyle bir ifadede bulunmaktadır: “İçgüdüler, fizyolojik ihtiyaçları içeren içsel uyaranların psikolojik görünümlü temsilcisidir.’’ (Gençtan, 2004, s. 27). Freud’un bu konudaki görüşlerini daha iyi anlayabilmek için öncelikle İD kavramına ve sonra İçgüdüler Kuramına bakmamız gerekiyor. İçgüdülerin yuvası niteliğini taşıyan, Freud’un yapısalcı kuramda bahsettiği İD; kalıtımla geçen, doğuştan var olan, yapıda yerleşmiş bulunan her şeyi içeren, tamamen bilinçdışı bir parçadır. İçgüdüsel dürtüler buradan köklenir. İD, ruhsal aygıtın güç kaynağıdır. Bilinçdışının tüm özelliklerine uyar. Bu nedenle gerçeklikle ve dış dünya ile bağı yoktur. Bu noktada egonun yardımıyla boşaltılabilen iki temel dürtüsel enerji vardır: Cinsellik ve saldırganlık. İD doymak bilmeyen, haz peşinde olan, bencil yanımızı oluşturur. (Freud, çev. 2016). İD kavramını öğrendikten sonra içgüdüler kuramına bakacak olursak iki ana başlıkta temellendirildiğini görürüz. Biri yaşam içgüdüsü (eros), diğeri ölüm içgüdüsü (thanatos)tur. Libido (libidinal ünit), psikanalitik ekollerde bilinçdışının bir üniti olarak kabul edilmekte; yaşam enerjisi, cinsellik, açlık ve tokluk alanlarını ifade etmektedir. Freud’a göre yaşama isteği ya da eros olarak tanımlanan libido, bazı kaynaklarda karşımıza cinsellik içgüdüsü olarak da çıkmaktadır (Sağlık, 2021, s. 438). Ölüm içgüdüsünün direkt bir ismi yoktur ama önemli bir türevi saldırganlıktır. Thanos kişinin doyumunu engelleyen, benliğini tehdit eden durumlarda ego tepkisi olarak ortaya çıkmaktadır (Sağlık, 2021, s. 438).

Gerekli bilgileri kısaca verdiğimi düşünerek asıl konumuz olan içgüdünün özgürlük üzerindeki etkisine bakalım. Freud çağının önemli kişilerine karşı durarak konuşulması bilimsellik açısından ele alınmaz denilen cinsellik konusunu ÖZGÜRCE ele almıştır. Freud’a göre yukarıda belirttiğim İD’de yer alan iki içgüdümüz, İD’in boyunduruğu altındadır ve onun bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine hizmet etmektedir. Yukarıda da bahsettiğim gibi İD düzenden uzak, talep edici, bencil ve ısrarcıdır. Yani biz özgürlük adı altında her istediğimizi yapmaya çalıştıkça aslında giderek daha fazla İD’in kölesi oluyoruz. İD hiçbir zaman doymaz ve biz onun istediği her şeyi kendi özgürlüğümüz zannederek yaptıkça id daha fazla canlanacak ve daha fazlasını isteyecektir. Ta ki bizi yiyip bitirene dek! Özgürlük ne yaşamımızın içgüdüsü olan Eros’a hizmettir ne de ölüme koşan yolda Thanos’a hizmettir. Yani özgürlük her istediğimizi yapmak değildir. Bu yüzden dengemizi sağlamalı, duracağımız noktayı bilerek ve seçimlerimizin sorumluluğunu alarak özgürlüğümüzü aramalıyız. İşte o zaman varlığımızla insanlığa anlam katar, id çobanının denetimindeki bir koyun olmaktan kurtuluruz. Çünkü;

“ İnsanlar, yaptıkları seçimlerin sorumluluğunu aldıkları kadar özgürdür.”

7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page